Bazen hayatın yönü uzun uzun yapılan hesaplardan değil zihnin bir köşesine usulca bırakılmış bir ihtimalden değişir. Tek bir düşünce, önce hayal gibi belirir. “Avrupa’da yaşamak nasıl bir deneyim olurdu?” Başta uzak bir olasılık, hatta biraz romantik bir kaçış gibi duran bu soru, zamanla ciddileşir. Merak araştırmaya dönüşür; ekran başında geçirilen saatler, okunan forum yazıları, izlenen videolar, danışmanlık siteleri ve birilerinin tecrübeleri derken o belirsiz hayal somut bir plana evrilir. Ve tam o eşikte, seçenekler arasından biri daha net görünmeye başlar. Bulgaristan oturum izni.
Türkiye’den bakıldığında Bulgaristan küçük, yakın ve ulaşılabilir görünür. Fakat başvuru süreci yalnızca pasaport ve birkaç evrak hazırlamaktan ibaret sayılmaz. Süreç aslında üç parçalı bir yolculuktur:
Çoğu kişi ilk aşamada hata yapar. Evrak doğru hazırlanır ama yöntem yanlış seçilir. Kimi şirket kurar fakat faaliyet planı yoktur, kimi ev kiralar fakat adres kaydı uygun hazırlanmaz. Sonra haftalar geçer… cevap beklenir… ve başvuru uzar.
Şunu açık söyleyebiliriz Bulgaristan oturum izni almak zor bir prosedür sayılmaz; fakat sistem mantığı anlaşılmadan girildiğinde karmaşık bir labirent hissi yaratır.
Son yıllarda özellikle 2023–2025 arasında Türkiye’den Bulgaristan’a yapılan oturum başvurularında ciddi artış yaşandı. Göç danışmanlık firmalarının verilerine göre başvurular yaklaşık %40 oranında yükseldi. Sebepler tahmin edilebilir:
Fakat burada kritik bir ayrım vardır. Her başvuru sahibinin yolu aynı ilerlemez. Emekli biriyle yazılımcının süreci farklıdır, yatırımcıyla öğrenci bambaşka evraklarla ilerler.
Bu rehberde sana sadece “nasıl başvurulur” anlatmayacağım.
Daha önemlisi, hangi yolun sana uygun olduğunu, nerede hata yapıldığını ve sürecin gerçek zaman çizelgesini konuşacağız. Bir nevi harita okuyacağız; çünkü Bulgaristan oturum izni süreci, doğru sırayla yüründüğünde şaşırtıcı derecede akıcı ilerler.
Şimdi en başa dönelim:
Başvuru yapmadan önce bilinmesi gereken temel gerçekler neler?
Oradan başlayalım.
Birçok kişi sürece evrak listesi arayarak başlar. Oysa asıl mesele belgelerden önce stratejidir.
Bulgaristan oturum izni, form doldurma işi gibi görünür; gerçekte ise doğru kategoriye girme meselesidir. Yanlış kapıdan girildiğinde aylarca bekleme, ek belge talepleri ve gereksiz masraflar ortaya çıkar.
Ben bu süreci yaşayanlarla konuştuğumda hep aynı cümleyi duyarım:
“Keşke en başta hangi yöntem bana uygun öğrenseydim.”
Öyleyse en baştan netleştirelim.
Temel kural basit. Bulgaristan devleti ülkede kalma amacını görmek ister.
Yani başvuru sahibinin orada bulunması için hukuki bir gerekçe sunması gerekir.
Başvuru yapabilecek gruplar kabaca şu şekilde ayrılır:
Burada önemli nokta şu:
Gelirin nereden geldiği çoğu zaman meslekten daha belirleyicidir. Devlet açısından kritik soru şudur “Kişi burada yaşarken kendini nasıl finanse edecek?”
En çok yapılan hata: Popüler yöntemi seçmek.
Oysa doğru yöntem kişisel profile göre belirlenir.
Kısa bir karar rehberi düşün:
Eğer uzaktan çalışıyorsan → şirket kurma
Emekli maaşın varsa → emekli oturumu
Ailen Bulgaristan’da yaşıyorsa → aile birleşimi
Sermayen yüksekse → yatırım temelli oturum
Basit görünür ama sonuçları dramatiktir.
Yanlış kategori seçimi genellikle şu tabloyu doğurur:
Kendi gözlemim. Başvuruların yaklaşık yarısı ilk seferde yöntem hatası nedeniyle uzuyor.
Son iki yılda süreçlerde sessiz bir değişim yaşandı. Konsolosluklar artık “faal görünen” başvurulara öncelik veriyor.
Yani kâğıt üzerinde duran şirket yerine gerçek faaliyet planı sunan başvurular hızlanıyor.
2026 itibarıyla en akıcı ilerleyen başvuru türleri:
Gayrimenkul alarak doğrudan oturum alma beklentisi hâlâ yaygın; fakat tek başına mülk satın alma artık güçlü bir gerekçe sayılmıyor. Mülk çoğu zaman destekleyici belge işlevi görür.
Bu konu neredeyse şehir efsaneleriyle dolu. En sık duyduklarımı toparladım:
Gerçek tablo daha nüanslıdır. Oturum izni bir hak değil, ikamet gerekçesinin kabul edilmesidir.
Devlet aslında şuna bakar; kişi burada yaşam planı kurmuş mu, yoksa sadece belge mi topluyor?
Bu ayrımı anladığında sürecin mantığı da anlaşılır.
Ve işte tam burada başvuru adımlarına geçmek gerekir çünkü teori tek başına yeterli sayılmaz. Sürecin nasıl ilerlediğini adım adım görmek gerekir.
İnsanlar genelde şu soruyu sorar:
“Başvuru ne kadar sürer?”
Aslında doğru soru şu olur. Hangi aşamada ne kadar sürer?
Çünkü Bulgaristan oturum izni tek parça bir işlem gibi görünse de üç ayrı kurumdan geçer. Konsolosluk, göç polisi ve yerel belediye kayıt sistemi… Her biri zincirin halkası.
Bu yüzden süreci bir yolculuk gibi düşünmek faydalı olur. Bavulu Türkiye’de toplarsın, kapıyı konsolosluk açar, asıl yerleşim Bulgaristan’da başlar.
Başvuru teknik olarak Bulgaristan’da tamamlanır; fakat kaderi Türkiye’de belirlenir.
En çok hata yapılan bölüm burasıdır.
Hazırlık aşamasında yapılması gerekenler:
Burada küçük bir detay büyük fark yaratır:
Belgeler doğru hazırlanır ama sıralama yanlış yapılırsa konsolosluk ek evrak ister. Bu da sürece ortalama 3–5 hafta ekler.
Ben genelde başvuru yapacaklara şunu söylerim:
Evrakları toplamak zor kısmı sayılmaz, mantıklı sıraya koymak asıl iştir.
Oturum izninin kapısı D vizedir.
Bu vizeyi küçük bir anahtar gibi düşünebilirsin; tek başına yaşama hakkı vermez, fakat oturum başvurusu yapabilmeni sağlar.
Başvuru adımları:
Ortalama değerlendirme süresi:
|
Aşama |
Süre |
|
Evrak kontrol |
7-10 gün |
|
Konsolosluk inceleme |
20-45 gün |
|
Sonuç bildirimi |
3-7 gün |
Toplamda genellikle 30-60 gün aralığında sonuç gelir.
Bu aşamada en kritik konu; başvurunun ikna edici görünmesi. Konsolosluk, kişinin gerçekten Bulgaristan’da yaşam planı olup olmadığına bakar. Evrak kadar hikâye de önemlidir.
D vizeyi aldıktan sonra birçok kişi “bitti” hissine kapılır.
Asıl süreç burada başlar.
Ülkeye giriş yaptıktan sonra genellikle 90 gün içinde yabancılar şubesine başvuru yapılır.
Yapılacaklar sırasıyla:
Burada ilginç bir detay var. Şehir seçimi süreci etkiler. Küçük şehirlerde işlemler daha hızlı ilerler. Sofya’da yoğunluk nedeniyle randevular birkaç hafta ileri tarihe verilebilir.
En merak edilen kısım burası.
Kart basım süresi başvuru türüne göre değişir, fakat ortalama tablo şöyle:
Toplamda yaklaşık 3-8 hafta içinde kart alınır.
Yani baştan sona tipik bir zaman çizelgesi:
Türkiye hazırlık → 3-4 hafta
D vize → 1-2 ay
Bulgaristan işlemleri → 1-2 ay
Genel ortalama: 3 ila 5 ay
Sabırlı olanlar için akıcı ilerler. Süreyi uzatan çoğu zaman bürokrasi sayılmaz; eksik planlama olur.
Şimdi önemli bir konuya geçelim. Hangi belgeler gerçekten kritik ve hangi hatalar başvuruyu riske atar?
Bir dosyanın kalın olması güçlü başvuru anlamına gelmez.
Göç memurları klasörün ağırlığına bakmaz, hikâyenin tutarlılığına bakar. Aynı kişi aynı evraklarla iki farklı sonuç alabilir; çünkü detaylar sürecin kaderini belirler.
Çoğu reddin nedeni büyük eksiklikler sayılmaz. Küçük uyumsuzluklar… tarih farkları, adres tutarsızlığı, banka hareketlerinin mantıksız görünmesi.
Kısacası kağıtlar doğru, anlatı zayıf.
Başvuru kategorisine göre küçük değişiklikler olur; fakat temel dosya neredeyse herkes için ortaktır:
Kimlik & başvuru belgeleri
Yaşam planını gösteren belgeler
Finansal belgeler
Belgelerin %80’i içerikten çok format nedeniyle geri çevrilir. Tercüme kaşesi, apostil sırası, tarih uyumu… bürokrasi matematik gibidir; formül şaşınca sonuç da değişir.
En çok sorulan soru: “Hesapta ne kadar para olmalı?”
Tek bir rakam yok, fakat uygulamada kabul gören güvenli aralık vardır. Genelde memurlar şuna bakar:
Pratikte başvuruların büyük kısmında aylık asgari Bulgaristan geçim tutarının birkaç katı gösterilir.
Benim gözlemim şu memurlar yüksek bakiyeden çok mantıklı hareketlere dikkat eder. Dün yatırılan 15.000 € yerine 6 aydır duran 4.000 € daha ikna edici bulunur.
Oturum izninin görünmeyen omurgası adrestir.
Adres, başvurunun gerçek yaşam planı taşıyıp taşımadığını gösterir.
Kullanılan başlıca yöntemler:
Burada yapılan tipik hata adres kontratı hazır, fakat kişi hiç o şehirle bağlantı kurmuyor. Memur bunu hızlı fark eder. Elektrik sözleşmesi, banka hesabı, telefon hattı gibi küçük işaretler başvuruyu güçlendirir.
Reddedilen dosyalara bakınca tablo şaşırtıcı derecede benzer.
Sorun genelde büyük eksiklik sayılmaz; uyumsuzluktur.
En yaygın sebepler:
Başvuruların önemli bölümü evrak eksikliğinden çok “ikna eksikliğinden” reddedilir.
Dosya bir hikâye anlatır. O hikâye doğal görünürse süreç akıcı ilerler. Yapay görünürse sistem mesafe koyar.
Diyelim oturum alındı… peki bu kart sana tam olarak hangi hakları sağlar? Burada çoğu kişinin beklentisi ile gerçekler farklıdır.
Aynı ülke, aynı kart, aynı başvuru ofisi… fakat herkesin hikâyesi bambaşka ilerler.
Bulgaristan’da oturum izni tek tip bir hak gibi görünür; gerçekte ise beş ayrı kapısı olan bir sistemdir. Hangi kapıdan girdiğin, ileride yaşayacağın konforu doğrudan etkiler.
Bir arkadaşım yıllarca şirket üzerinden uzatmalarla uğraştı. Sonra emeklilik kategorisine geçti ve süreç bir anda sadeleşti. Evraklar aynıydı; kategori farklıydı.
O yüzden önce yöntem seçilir, sonra belge hazırlanır.
En popüler yöntem budur. Özellikle uzaktan çalışanlar ve girişimciler için.
Mantık basit görünür:
Bulgaristan’da şirket kurulur → faaliyet planı sunulur → ülkede ikamet gerekçesi oluşur.
Fakat uygulamada sistem şuna bakar; şirket gerçekten yaşayacak mı, yoksa sadece oturum amacıyla mı kuruldu?
Başarılı başvurularda genelde şu detaylar bulunur:
Boş şirket yerine düşük hacimli gerçek ticaret daha güçlü görünür. Aylık 300 € ciro bile dosyayı canlandırır.
Kimler için uygun?
En stabil kategorilerden biri.
Eş veya ebeveyn Bulgaristan’da yasal oturuma sahipse süreç oldukça akıcı ilerler.
Avantajları:
Kritik nokta:
Aile bağının gerçekliğini destekleyen yaşam kanıtları (birlikte adres, faturalar, kayıtlar) dosyayı ciddi şekilde güçlendirir.
En sorunsuz kategorilerden biri sayılır.
Devlet açısından tablo nettir: Düzenli gelir var ve çalışma piyasasına yük oluşturmaz.
Genelde şu belgeler yeterli olur:
Pratikte çoğu başvuru kısa sürede sonuçlanır.
Birçok danışmanlık ofisi bu kategoriyi “en stabil ikamet modeli” olarak tanımlar.
Kimler için mantıklı?
Burada en çok yanlış anlama yaşanır.
Ev satın almak tek başına otomatik oturum hakkı oluşturmaz. Gayrimenkul genellikle destekleyici unsur görevi görür.
Yatırım kategorisi şu durumlarda güçlenir:
Mülk sahibi olmak dosyayı güvenilir kılar, fakat başvurunun temel sebebi olarak sunulamaz.
Bunu bir yaşam kanıtı gibi düşünmek daha doğru olur.
Geçici oturumların amacı burada ortaya çıkar.
Belirli süre boyunca ülkede yasal ikamet sürdürüldüğünde kalıcı statüye başvuru yapılabilir.
Genel çerçeve:
Kalıcı oturum alındığında hayat belirgin şekilde sadeleşir:
Aslında tüm sistem bir merdiven gibidir.
Geçici oturum basamak, kalıcı oturum platformdur.
Şimdi son kritik nokta; bu kartı aldıktan sonra günlük yaşamda sana ne kazandırır, nerede sınırlar başlar? Burası beklentilerin en çok değiştiği bölümdür.
Kartı ilk aldığın günü hatırlarsın. Küçük plastik bir kimlik… fakat zihinde büyük anlamlar.
Birçok kişi o an Avrupa’da serbest yaşam başladığını düşünür. Gerçek tablo daha dengelidir: bazı kapılar açılır, bazıları yarı aralık kalır.
Oturum izni sana ülkede yaşama zemini sağlar. Vatandaşlık hakları ise başka bir basamakta durur. Aradaki farkı anlamak beklenti yönetimi açısından çok kritik.
En merak edilen konu bu.
Oturum kartı, Schengen vizesi gibi sınırsız dolaşım anlamına gelmez; fakat önemli bir avantaj sağlar.
Pratikte şu hak doğar:
Yani kart bir “geçiş kolaylaştırıcı” işlevi görür.
Avrupa’da sürekli yaşama yetkisi vermez, fakat kapıdan her girişte uzun prosedürlerle uğraştırmaz.
Mesela; Sofya’da yaşayan biri hafta sonu Selanik’e arabayla gidip dönebilir. Fakat orada iş kuramaz ya da sürekli ikamet kaydı açamaz.
Burada beklenti ile gerçeklik en çok çakışır.
Bulgaristan oturum kartı:
Fakat doğrudan maaşlı çalışan statüsü oluşturmaz.
Başka bir işverene bağlı çalışmak için ek prosedür gerekir.
Bu yüzden birçok kişi şu modeli kullanır:
Uzaktan çalışanlar için oldukça pratik bir sistem ortaya çıkar.
Klasik iş sözleşmesi mantığıyla bakınca karmaşık görünür, serbest çalışma mantığıyla bakınca oldukça esnektir.
Oturum izni aldıktan sonra en kritik konu nerede vergi mükellefi sayılacağın.
Temel prensip yılın önemli bölümünü hangi ülkede geçiriyorsan vergi bağın orada oluşur.
Bulgaristan’da genel uygulama:
Bazı kişiler yalnızca kartı alıp ülkede hiç bulunmadan ilerlemeyi planlar.
Kısa vadede sorun yaşanmaz; uzun vadede kalıcı oturum aşamasında sıkıntı çıkabilir. Sistem geçmişe dönük yaşam izlerini inceler.
Birçok başvurunun uzun vadeli hedefi burasıdır.
Oturum izni aslında vatandaşlık yolunun ilk adımıdır.
Genel süreç şu şekilde ilerler:
Süre başvuru kategorisine göre değişir; fakat çoğu kişi için ortalama zaman çizelgesi birkaç yıllık düzenli ikamet gerektirir.
Devlet bu aşamada şuna bakar; kişi gerçekten burada yaşam kurmuş mu?
Adres geçmişi, vergi kayıtları, günlük hayat izleri… Hepsi bir araya gelir ve dosya bir yaşam hikâyesine dönüşür.
Bulgaristan oturum izni bir son değil, başlangıçtır.
Doğru kullanıldığında Avrupa yaşamına açılan düzenli bir rota oluşturur. Plansız kullanıldığında yalnızca çekmecede duran bir kart olarak kalır.
Bu farkı yaratan şey başvuru değil, sonraki yaşam biçimidir.
Bulgaristan oturum izni çoğu kişinin sandığı gibi tek seferlik bir başvuru macerası sayılmaz. Daha çok taşınma kararıyla başlayan, zamanla düzene dönüşen bir alışma süreci… İlk ay adres ararsın, ikinci ay banka işleriyle uğraşırsın, üçüncü ay markette kasiyerle Bulgarca kelimeler paylaşmaya başlarsın. Bir noktada fark edersin: mesele kart almak değil, hayat kurmaktır.
Bu rehber boyunca şunu özellikle anlatmaya çalıştım.
Başvuruyu kazandıran şey belge miktarı değil, tutarlılıktır. Doğru kategori, mantıklı finansal tablo ve gerçek yaşam planı birleştiğinde süreç şaşırtıcı derecede akıcı ilerler.
Kısa bir özet yapalım:
O zaman oturum izni yalnızca hukuki bir statü olmaktan çıkar, günlük hayatın doğal parçası haline gelir.
Eğer konuyu daha detaylı incelemek istersen aşağıdaki rehberler sana süreci farklı açılardan tamamlayacaktır:
Bir sonraki adımı atmadan önce bu iki yazıya göz atmanı özellikle öneririm. Doğru bilgi çoğu zaman aylar kazandırır.
Evet, hatta birçok kişi ilk iş olarak bunu yapar.
Oturum kartı aldıktan sonra Bulgaristan’da:
Ancak küçük bir ayrıntı vardır:
Uzun süreli kullanımda Bulgaristan ehliyeti veya ehliyet değişimi gerekebilir. Kısa vadede Türk ehliyetiyle araç kullanılabilir, fakat yerleşik yaşam başladıktan sonra değişim süreci genellikle tavsiye edilir.
Edilebilir, fakat bunun bir dengesi vardır.
Kısa vadede kart aktif kalır.
Uzun vadede sistem şu soruyu sorar: “Bu kişi gerçekten Bulgaristan’da yaşıyor mu?”
Kalıcı oturum veya vatandaşlık hedefleniyorsa:
önemli hale gelir. Kartı sadece seyahat kolaylığı olarak kullanmak mümkün; fakat ileride statü yükseltme planı varsa düzenli giriş çıkış gerekir.
Genellikle evet hatta çoğu işlem bununla başlar.
Bankalar genelde şu belgeleri ister:
Pratikte banka hesabı açmak, telefon hattı almaktan biraz daha uzun sürer ama zor bir işlem sayılmaz. Hesap açıldıktan sonra kira ödemeleri ve günlük harcamalar sistem içinde görünür hale gelir, bu da ileride başvuruları güçlendirir.
Oturum izni olan ebeveynler çocuklarını devlet okuluna kaydettirebilir.
En yaygın yol:
İlk aylarda dil uyum süreci yaşanır, fakat çocuklar yetişkinlere göre çok daha hızlı adapte olur. Birçok aile birkaç ay içinde günlük iletişim kurulduğunu anlatır.
İlk yıllarda evet.
Genellikle başlangıçta süre kısa verilir, ardından uzatma yapılır. Her yenilemede sistem şunlara bakar:
Başvurular düzenli ilerlediğinde süreler giderek uzar ve birkaç yıl sonra kalıcı statü aşamasına geçilir.
Bu sorular genellikle araştırmanın son aşamasında ortaya çıkar.
Yani kişi artık “alabilir miyim?” noktasını geçmiş, “nasıl yaşarım?” kısmına gelmiştir. Ve aslında süreç tam olarak burada başlar.
Faydalı Kaynaklar
Bulgaristan Göç İdaresi Resmi Sitesi
https://www.mvr.bg/migration
Avrupa Birliği Resmi Portalı (AB’de Yaşam ve İkamet Hakları)
https://europa.eu/youreurope/citizens/residence/index_en.htm
